 Günümüzde birçok rahatsızlığın tedavisinde veya rahatsızlık semptomlarının hafifletilmesinde Nefes Teknikleri kullanılmaktadır. Sınırlı kanıtlar olmasına, bu alanda yapılan çalışmaların metodolojilerinin belirgin olmamasına karşın özellikle son yıllarda Avrupa, Amerika ve Avustralya’da artış göstermiştir. Nefes Teknikleri konusunda araştırmaların yoğunlaşması ve konuyla ilgili eğitim alan sağlık profesyonellerinin giderek artması, bu tedavi yöntemlerini kullanan sayısında önemli artışa yol açmaktadır. İsviçre’de 2001 yılından bu yana nefes teknikleri ile tedavi yöntemi sağlık güvencesi kapsamına alınmıştır. Nefes kullanımı hastaların inançlarına, dinlerine,yaşam şekillerine ve kültürlerine göre değişmektedir. Hastaların Nefes tekniklerinin neden tercih ettikleri incelendiğinde hastalıklarını daha iyi kontrol edebildikleri, karar vermeye aktif katıldıkları (yani kendileri istedikleri için uyguladıkları) ve hastalık sürecinin gerektirdiği uygulamalarda daha kabul edici hissettikleri saptanmıştır. Özellikle kronik rahatsızlıklara sahip olan kişilerin Nefes Tekniklerinden daha kazançlı çıktıkları bildirilmektedir. Ancak Nefes Teknikleri kullanımı ile ilgili en büyük endişe; bunları kullanan hastaların, hastalıklarının tedavileri için gerekli olan geleneksel tıbbi tedavileri geciktirebilecekleri veya bırakabilecekleridir. Yapılan araştırmalarda kronik hastalıklı kişilerde Nefes Teknikleri kullanımının yüksek olduğu bilinmektedir. İngiltere’deki solunum rahatsızlığı bulunanların sadece %59 u nefes Tekniklerini denemiştir. Bu oran nefes kullanım oranının yüksek olduğunu desteklemektedir. Çalışmalar birçok ebeveynin astımın geleneksel tedavi sonuçlarından memnun olmama nedeniyle Nefes Teknikleri kullanımını seçtiklerini desteklemektedir. Çocukları için ebeveynlerin tercih ettikleri en yaygın tedaviler arasında Nefes Teknikleri bulunmaktadır. Yetişkin astımlıların en yaygın kullandıkları terapiler; bitki tedavileri, meditasyon ve Nefes Teknikleridir. Yapılan araştırmalarda Nefes Teknikleri formlarının kullanım oranı gün geçtikçe artış gösterdiği dikkat çekmektedir. Aynı çalışmada en sık kullanılan farklı yöntemler olarak; %79 bıldırcın yumurtası, %31 bitki kullanımı, %26 yabani Türk balı olarak sıralanmıştır. Berumen ve arkadaşlarının İspanya’da yaptıkları çalışmalarında, astım ve allerjik hastalığı olan kişilerin kullandıkları alternatif tedaviler içinde en sık olarak Nefes Tekniklerini gözlemişlerdir. Amerika’da Blanc ve arkadaşlarının çalışmasında, bu oranlar %24 bitkisel tedavi, %18 kafein tedavisi ve %22 Nefes Teknikleri olarak dağılım göstermiştir. NG ve arkadaşları Singapur’da bulunan beş büyük polikliniğe başvuran 822 solunum sorunu olan hastanın Nefes Teknikleri kullanımı sıklığını araştırmıştır. Hastaların %27.2’si bir önceki yıl içinde Nefes Teknikleri kullandıklarını bildirmiştir. Nefes Teknikleri kullandıklarını bildiren bu hastaların bir kısmı akupunktur ve Çin klasiği “Yin-Yang” tekniklerinden de yararlandıklarını ifade etmişlerdir. NG’nin çalışmasında çinli erkekler, daha uzun süre hasta olanlar, orta veya ciddi derecede astımı olanlar, bir önceki yıl içinde tedaviye olumlu yanıt vermeyenler daha yoğun olarak Nefes Teknikleri kullandıkları saptanmıştır İngiltere’de 1990-1992 yıllarında astımlı 373 hasta ile yapılan “European Community Respiratory Health Survey” çalışmasında Nefes Teknikleri kullanımı sadece %3, 1997 yılında yapılan diğer bir çalışmada ise %11 olarak saptanmıştır. Yıllar içinde İngiltere’de bireylerin Nefes teknikleri kullanımı giderek artış göstererek 2003 yılında yapılan başka bir çalışmada kullanım oranı %41 olarak bildirilmiştir. Schafer’in çalışmasında Avrupa’da allerjisi olan hastaların yaklaşık %30’unun Nefes Teknikleri kullandığı,Sandor’un çalışmasında ise, Almanya’da bu oranın %26.5 olduğu bildirilmiştir. Hastanede yatan hasta sayısında bu oran %50’lere ulaşmaktadır. Bir çalışmada Nefes Tekniklerini en sık kullananların yüksek eğitim düzeyine sahip genç kadınlar olduğu gözlenmiştir. Özellikle astımda Nefes Tekniklerinin kısa sürede gözlenen etkileri olduğunu bilinmektedir. Çalışmalarda tekniklerin uygulanan hastaların geçirdikleri atak sayısında azalma, ilaç tedavi skorlarında azalma, tepe akım hızında artma olduğu saptanmıştır. Nefes terapileri nefes darlığı ve romatoid artrit gibi inflamatuvar hastalıklar üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Bazı çalışmaların metodolojileri tam olarak uygulandığında daha az ilaç kullanma, acil servise daha az başvurma ve kendini iyi hissetme gibi terapilerin olumlu rolü olduğunu desteklemektedir. Çalışma sonuçlarının yetersizliğine karşın; biyofeedback ve holoterapinin hastaneye yatışları ve prednizolon gereksinimini azalttığı, dolayısıyla da semptomları hafiflettiğini destekleyen birçok çalışmalar bilinmektedir. Bir meta-analiz çalışmasında; eğitim, davranışsal beceriler, bilişsel terapi ve danışmanlıktan oluşan psikoeğitimin; astım ataklarını azalttığı,daha iyi akciğer fonksiyonlarına yol açtığı, tedaviye uyumu ve psikolojik iyilik halini arttırdığı,sağlık bakımının kullanımını ve ilaç kullanımını azalttığı ortaya konmuştur. Solunum çalışmaları Solunum egzersizleri akciğer hastalıklarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Yapılan çalışmalarda da birçok olumlu sonuçlar bildirilmiştir. Bu çalışmalarda nefes alma kaslarını geliştirme eğitimi verilen orta veya ciddi düzeyde astımlı hastalarda astım semptomlarında düzelme, agonist kullanımında azalma, acil servise başvurularda ve hastaneye yatışlarda azalma, hastaneden iyileşerek çıkma oranlarında artma olduğu gösterilmiştir. Hareket, meditasyon ve solunum tekniklerinin birleşmesinden oluşan geleneksel olarak “Yin Yang” teorisine dayalı bir Çin tıbbından yararlanmak amaçlı otuz hasta ile yapılan bir pilot çalışmada tepe akımında düzelme, acil servislere başvuruda ve sağlık bakım maliyetlerinde azalma, hastaların kendilerini daha iyi hissetmesi ortaya konmuştur. Buteyko Metodu Astım ve diğer solunumla ilgili sağlık problemlerinin yönetiminde kullanılan, bilimsel temele dayandırılmış en etkili ilaçsız yaklaşımdır. Buteyko metodunun potansiyel olarak yarar gösterdiği bildirilmiştir, ancak günümüze kadar bu alanda deneysel değil, tanımlayıcı çalışmalar yapılmıştır. Buteyko metodunun hiperventilasyonu ve agonist kullanımını azalttığı, hastaların yaşam kalitelerini arttırdığı ve olumsuz yan etkiler yaratmadığı saptanmıştır. Bronkodilatörler yerine Buteyko metodunu kullanarak hastaların semptomlarını (göğüste sıkışma, “wheezing” gibi) kontrol altına alabilmeleri, semptomların sıklığı ve şiddetinin azaltılması amaçlanmaktadır. Bu metodun uygulanmasıyla astımlı hastaların daha az mukus oluşumu, daha az göğüste sıkışma hissi, daha iyi uyuma deneyimledikleri ve kendilerini daha fazla enerjik hissettikleri, daha az ilaç kullandıkları bildirilmektedir. Buteyko metodunun etkililiği klinik olarak 1994 yılında Avustralya’da yapılan çalışmada gösterilmiştir. Bu çalışma Mitchell ve Brisbane tarafından yürütülmüş ve “Australian Association of Asthma Foundation” tarafından desteklenmiştir. Ayrıca, Buteyko metodunun etkililiğini destekleyen Rusya’da yapılmış iki çalışma bulunmaktadır ve metodun etkililiği bu çalışmalarla da desteklenmiştir. Brisbane, astımlı bireylerde Buteyko metodunun etkinliğini incelemek üzere 39 astımlı bireyle yaptığı çalışmasında; üç aylık bronkodilatör kullanımının Buteyko uygulanan grupta altı haftalık yaşam kalitesinde %54 oranlarında düzelme olduğunu ortaya koymuştur. Bowler ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada da Buteyko solunum tekniği uygulanan grupta; hiperventilasyonda ve üç aylık bronkodilatör kullanımında azalma olduğu kaydedilmiştir. Motina ve arkadaşlarının çalışmasında Buteyko metodu uygulanan astımlı hastaların ilaç yerine Buteyko’yu kullanarak semptomlarını yönetebildikleri ve hastalıklarını yönetmede kendilerine daha güvenli oldukları bildirilmiştir. Mustafa kartal 0555 697 50 64 |